Bisiklet Forum

Topluluğumuzun bir parçası olmak için hemen ücretsiz hesabını oluştur! Üye olduğunda kendi konularını açabilir, paylaşımlara yanıt verebilir ve diğer üyelerle özel mesaj yoluyla doğrudan iletişime geçebilirsin.

  • Amacımız; bilgi paylaşımının, dostluğun ve saygının ön planda olduğu, her seviyeden bisikletçinin kendini rahatça ifade edebileceği bir ortam sunmaktır. İster ilk bisikletini alan biri olun, ister yıllardır pedal çeviren deneyimli bir sürücü… Burada herkesin anlatacak bir hikâyesi, paylaşacak bir bilgisi ve keşfedecek yeni yolları vardır. Bu sekmeyi bir daha görmemek üzere kapatabilirsiniz.

Bisikletçinin en büyük düşmanı rüzgar mı yoksa köpek mi?

okutan

Yönetici
Puan 18
Çözümler 1
Selamlar dostlar,

Bugün forumda yüzyılın tartışmasını başlatıyorum. Trafikteki magandaları, bitmek bilmeyen yokuşları, saçma sapan Shimano fiyatlarını bir kenara bırakın. Bisikletçinin doğayla ve sokakla baş başa kaldığında canını okuyan iki büyük baş belası var: Karşıdan esen o lanet rüzgar ve mahalle pusu timi olan köpekler.

Sizce hangisi psikolojimizi daha çok bozuyor, hangisi sürüş zevkinin katili? Gelin iki tarafın da "artılarını ve eksilerini" masaya yatıralım, tarafınızı seçin!

1. Taraf: Karşıdan Esen Rüzgar (Görünmez Duvar)​

Rüzgar sinsi düşmandır. Sesini duyarsın ama kendisini göremezsin. Bisiklet üstünde gidersin ama aslında yerinde sayıyormuş gibi hissedersin.
  • Ruh Emicidir: Yokuş çıkarken en azından zirveyi görürsün ve "Az kaldı" dersin. Ama karşıdan esen rüzgarda ne zirve vardır ne de bitiş çizgisi. Düz yolda 15 km hızla gitmek için yokuş yukarı çıkıyormuş gibi watt harcarsın.
  • Psikolojik Savaş: Pedalı çevirirsin çevirirsin, hız göstergesi 12 km/s gösterir. O an insana bisikleti yolun kenarına fırlatıp ağlama isteği gelir.
  • Kurnazdır: Gidişte arkana alıp "Vay be bugün ne kondisyonluyum" diye sevinirsin; dönüşe bir geçersin ki o rüzgar tokat gibi yüzüne çarpar. Meğer seni kandırıp uzağa çekmiş, şimdi eve dönüşü cehenneme çevirecektir.

2. Taraf: Sokak Köpekleri (Anlık Adrenalin Bombası)​

Köpekler rüzgar gibi sinsi değildir; direkt, net ve patlayıcıdır. Genellikle en yorgun olduğun, yokuş yukarı can çekiştiğin anı kollarlar.
  • Kondisyon Artırıcı (İstemsiz Sprint): Hayatında hiç yapmadığın ortalama hıza ve kadansa seni 5 saniyede ulaştırırlar. Profesyonel antrenörlerin yaptıramadığı interval antrenmanını mahallenin "Karabaş"ı tek bir havlamayla yaptırır. Nabız anında 190!
  • Bölge Koruyucuları: Genellikle grup halinde gezerler. Biri önden havlar, diğeri arkadan topuğuna hamle yapar, üçüncüsü yandan psikolojik baskı kurur. Tam bir taktiksel pusu!
  • Stres Katsayısı: Gece sürüşlerinin veya tenha köy yollarının gerginliğini ikiye katlarlar. İleride yatan o karaltıyı gördüğün an içinden "Ulan salona mı yazılsaydım ne işim var burada" sorgulaması başlar.

Benim Kararım:​

Bana göre rüzgar daha büyük düşmandır. Çünkü köpeğin bir bölgesi vardır; 200 metre sprint atarsın, "Tamam bu kadar yeter" deyip takibi bırakır. Üstelik durup bisikleti arana siper edince veya sakin kalınca bir şekilde anlaşırsın. Ama rüzgar öyle mi? Evden çıkarsın, eve dönene kadar 50 kilometre boyunca aralıksız seni döver. Ne kaçabilirsin, ne "Hoşt" diyebilirsin!

Siz ne diyorsunuz pedaldaşlar?
  • Karşıdan esen 30 km/s rüzgarda pedal çevirmek mi, yoksa arkandan koşan 3 tane pitbull kırması mı?
  • Köpek timlerini atlatmak için kullandığınız en sıra dışı taktik ne? (Dazer mı, matara su fırlatmak mı, yoksa direkt durup göz teması kurmak mı?)
Gelin aşağıda safları sıklaştıralım. Bakalım forum ahalisi rüzgardan mı daha çok çekiyor yoksa dostlarımızdan mı?
 

Konuyu Okuyanlar (Toplam: 0, Üye: 0, Ziyaretçi: 0)

Geri
Üst